Tüm Yazılar

Jack Dorsey’nin toplumsal medya projesi Bluesky’a dair tüm bilinenler

Jack Dorsey'nin sosyal medya projesi Bluesky'a dair tüm bilinenler

Birkaç ay içinde kullanıcı sayısını neredeyse ikiye katlayarak 7 milyondan fazla kişiye ulaşan merkeziyetsiz toplumsal medya platformu Mastodon, şimdilik Twitter’dan göç eden kişilerin uğrak noktası konumunda.

Öte taraftan kullananların büyük kısmı, Twitter’ın kurucusu ve eski CEO’su Jack Dorsey’nin yeni projesi Bluesky’ı merakla bekliyor.

Dorsey’nin ilk kez 2019’da duyurduğu proje, son üç senedir birçok kez şekil değiştirdi. İlk başta Twitter’ın içinde ortaya çıkan proje, sonrasında bağımsız bir şirket haline gelmişti.

Kısa süre ilkin beta sürümü için kullanıcıları bekleme listesine kaydolmaya çağıran Dorsey, yalnız iki gün içinde 30 bin kişinin başvurduğu projeyle şimdiden mühim bir başarıya imza atmış oldu.

 

BLUESKY NEDİR?

Dorsey’nin daha Twitter CEO’suyken kurduğu Bluesky’ın amacı aslen Twitter ve öteki ağlarla beraber çalışabilen merkeziyetsiz bir protokol geliştirmekti.

Öte taraftan, proje 2021’de kamu yararına çalışan bir şirkete dönüşerek Twitter’dan ve şu anda dolayısıyla Elon Musk’tan bağımsız oldu.

Dorsey, tıpkı Musk benzer biçimde kripto paraların en büyük destekçileri içinde yer ediniyor. Bundan dolayı başta uygulamanın blok zinciri üstünde çalışacağı düşünülüyordu.

Sadece Dorsey, uygulama için mevcut protokollerden birini seçmek yerine kendi protokolünü geliştirmeye karar verdi.

Data teknolojilerinde protokol, yazışma sisteminin emek verme prensibini ifade ediyor. Öteki bir deyişle, belirli bir sistem ya da uygulamayı kullanabilmek için uyulması ihtiyaç duyulan kurallar bütünü anlamına geliyor.

Elon Musk hakkında yeni iddia: Twitter'da işten çıkarmalara devam edecek

Elon Musk hakkında yeni iddia: Twitter’da işten çıkarmalara devam edecek

Twitter web uygulamalarında yaygın kullanılan TLS protokolü üstüne kuruluyken, Dorsey ve ekibi “AT Protokolü” isminde olan, açık kaynaklı ve birleşik (federated) bir ağ geliştiriyor.

Bluesky ise özünde kullananların bu yenilikçi protokole erişmek için tarayıcı olarak kullanacağı bir uygulama olacak. Bu yüzden firmanın mevzuyla ilgili açıklamalarında “portal” terimi sıkça vurgulanıyor:

Yaptığımız uygulamayı Bluesky (mavi sema) diye adlandırıyoruz şu sebeple bu, AT Protokolü’nün üstündeki olasılıklar hayatına oluşturulan bir portal olacak.

Merkeziyetsiz ve birleşik ağlar yükselişte: AT Protokolü iyi mi bir sistem?

Son yıllarda Feysbuk benzer biçimde şirketlerin bir takım skandalının açığa çıkması ve kullanıcı verilerinin gizliliğine yönelik endişelerin artması merkeziyetsiz ağ fikrini de giderek yaygınlaştırdı. Şimdiyse Musk’ın Twitter’ı almasıyla oldukça sayıda kullanıcı, internette kendileri adına kabul eden şirketlere karşı daha saydam ortamlar aramaya başladı.

Merkeziyetsizlik terimi da kabaca, denetim ve karar verme yetkisinin merkezi bir varlıktan (fert, kurum yada grup) alınıp bir ağa dağıtılması anlamına geliyor.

Twitter, Feysbuk ve Instagram benzer biçimde en popüler platformlar, tek merkezden yönetilirken, tüm kullananların verileri de bu merkezin elinde tutuluyor. Merkez, kullanıcının hoşlanmayacağı değişimleri yapabiliyor, verileri reklam şirketlerine satabiliyor ve bunlar üstünden kazanılmış olduğu parayı tamamıyla kendisine saklayabiliyor.

Merkeziyetsiz platformlarda ise tek bir merkez yok. Bunlar, aslen iç içe geçmiş bir takım ağdan oluşuyor. Bu ağlarda kullanıcılar, kendi toplumsal medya platformlarını yaratabiliyor ve kendi kararlarını alabiliyor.

Merkeziyetsizlik, birleşik ağ (federated network) kavramıyla da yakından ilişkili. Zira iç içe geçmiş bu ağlar, bununla birlikte birbirleriyle etkileşim kurabiliyor.

Mesela bugün yaygın kullanılan toplumsal medya platformları birleşik bir ağda olsaydı, Twitter’daki bir kullanıcı, Instagram’daki bir başka kullanıcıyı Instagram’a asla kayıt olmadan takip edebilir ve tüm gönderileri kendi akışında görebilirdi. Benzer şekilde, Telegram’dan WhatsApp’a ileti göndermek de mümkün olurdu.

AT Protokolü işte tüm bu özellikleri mümkün kılabilecek birleşik bir ağ olarak tasarlandı. Projenin arkasındaki ana düşünce, kullananların aynı arka ucu (perde arkasında çalışan kod) ve verileri kullanmasına, hatta bunlar üstünde kendi uygulamalarını oluşturmasına olanak tanımak.

Açık kaynak kodları: “Algoritmalarımız üstünde informasyon sahibi olmalıyız”

Bu türden ağlar özünde açık kaynak kodlu yazılımlara haiz olmalarıyla öne çıkıyor. Açık kaynak kodunu tanımlamak için ilk olarak “kaynak kodu” kavramından söz edilebilir.

Herhangi bir yazılımın işlenip bilgisayar diline çevrilmeden ilkin insanların okuyup üstünde çalışabildiği, programlama diliyle yazılmış haline kaynak kodu (source code) adı veriliyor. Kâr amaçlı kuruluşlar, ürün ve hizmet sırlarının kullandıkları yazılımda kayıtlı bulunduğunu düşündükleri için kaynak kodlarını çoğu zaman gizli saklı tutuyor. Gizliliğe “kapalı kaynak kodu” adı veriliyor.

Bu şifreli yazılımlarda kaynak kodunu yasal olarak kopyalama, değişiklik yapma, güncelleme ve düzenleme hakkına yalnızca kodu oluşturan ilk yazarlar haiz.

Açık kaynak kodu söz mevzusu olduğunda ise kaynak kodun telif sahibi, yazılımı herhangi birine, herhangi bir amaçla kullanma, araştırma, değişiklik yapma ve dağıtma haklarını vermiş oluyor. Bu da kullanıcının uygulamadaki bir algoritmanın iyi mi çalıştığına erişim hakkı olması demek.

Mesela, merkeziyetsiz bir platformun bilgisayar dilinden anlayan basit bir kullanıcısı, akışında görmüş olduğu içinde ne olduğu tam olarak niçin gördüğünü anlayabiliyor. Bu kullanıcı platformun özelliklerinin iyi mi geliştirildiği ve hataların iyi mi ele alındığına dair informasyon de edinebiliyor.

Bluesky projesinin de ana amaçlarından biri, kullananların, toplumsal medyadaki deneyimini etkileyen algoritmalar üstünde denetim sahibi olması. Zira algoritmalar, temelde “ne gördüğümüzü ve platformda kimlere ulaşabileceğimizi belirliyor”.

Firmanın mevzuyla ilgili bir açıklamasında, “Çevrimiçi ortamlarımıza güveneceksek, algoritmalarımız üstünde denetim sahibi olmalıyız” ifadeleri yer ediniyor:

AT Protokolü, saydam algoritmaları destek sunar, böylece kullanıcılar deneyimleri üstünde daha çok kontrole haiz olur.

Öte taraftan Bluesky’ın bu “kontrolü” sağlayabilmek için iyi mi bir yöntem izleyeceği ve tam olarak iyi mi işleyeceği hemen hemen bilinmiyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu